Metallica..
Temmuz 5, 2008
MeTaLLiCa.. Lars Ulrich kendi grubunu kurmayı denemeye karar verdi ve ilk işi, yerel bir Los Angeles gazetesine ilan vermek oldu. Aldığı başvurulardan en ilgi çekicisi ise, 18 yaşıdaki lise mezunu ve ateşli bir Black Sabbath hayranı James Hetfield’dendi. Bir basımevinde çalışıyordu ama gitar çalıyor ve şarkı da söyleyebiliyordu. LA varoşlarında büyümüştü ve küçük yaşlardan beri müzikle iç içeydi. Hetfield’in ilk grupları; Leather Charm ve Obsession gibi okul grupları idi. Ulrich bir demo yapmak için bir sürü randevu almıştı ancak ikiliden başka hiçkimse yoktu.. Bunun üzerine bass’ları ve diğer gitarları çalması için Lloyd Grant adlı zenci bir gitaristle anlaştılar. Demo hazırlığındaki üç kişi, eski model bir dört kanallı TEAC teypte, ‘Hit The Lights’ı yaptı. Kayıt için yine aynı çevreden Dave Mustaine’i soloları çalması için ikna ettiler. Garajdaki ortam bu tip kayıt için pek uygun değildi ancak grup ve özellikle Mustaine, parçayı dinleyeceklerin üzerinde olumlu bir etki bırakabilmeyi başaracak kadar temiz ve ciddi çalıştılar. Bu yeni çıkan hareketin ne kadar büyüyebileceğini hiç kimse tahmin etmiyordu. En azından Brian Slagel bile yeni kurduğu şirket Metal Blade etiketi ile piyasaya çıkardığı Metal Massacre adlı toplama abümü sadece 4500 adet basmıştı. LA’da pek fazla duyulmayan bir konserleri İsviçre’li grup Krokus’un ön grubu olarak çağrılmaları ile oldu. Ancak Krokus son dakikada, organizasyondan çekilince tek başlarına çaldılar ve böylece gece, Metallica’nın gecesi haline geldi. Bu konserin ardından bir demo kaydettiler. Yedi parçadan oluşan demonun adı -No Life Til Leather- idi. Parçalar ise ‘Hit The Lights’, ‘The Mechanix’, ‘Motorbreath’ (Motörhead’e bir yollama idi ve onun izinde olduklarını belirtiyorlardı), ‘Seek And Destroy’ (geleceğin Metallica klasiklerinden biri olacaktı, bazen She Can Destroy diye de anıldı), ‘Metal Militia’, ‘Jump In The Fire’, ‘Phantom Lord’ idi. Bu arada demoda çalan bassçı Ron McGovney, gruba yeterince önem vermez olmuştu. Artık sahnede sık sık dalıp gidiyordu. Hetfield ve Ulrich, bassçı olarak kadroya San Fancisco çıkışlı grup Truma’nın mükemmel basçısı Cliff Burton’ı katmaya karar verdiler. Burton, Truma’dan ayrıldı ve Metallica ile stüdyo haline getirdikleri bir garajda provalara başladı. Grup ilk albümünü kaydetmek istiyordu ancak grubun büyüyebilmesi için gerekli olan mali kayak kısa vadede bulunabilecek gibi değildi ve Johnny Zazula ile anlaştılar. Grupta eleman problemi yine baş gösterdi. Mustaine alkol proplemi yüzünden kendi başını yakmıştı ve diğerlerinin gözünde ayak bağı konumuna gelmişti. Birkaç bira kasasının üzerinde sorunun tartışılmasının ardından, Hetfield sarhoş gitaristi diğerleri ile aldıkları karar gereği, bir saat içinde eşyalarını toplayıp gitmesini söyledi. Solo gitarist boşluğunu grup San Francisco’lu speed metal grubu olan Exodus’ta çalan Kirk Hammett ile doldurdular. Hammett’in çalışında Avrupa tarzı yoğundu, melodik, hızlı, saldırgan ve teknikti. Ve sonuda Zazula, grubu Mayıs ayında New York’un kuzeyindeki Rochester’da bulunan Music America Recording Stüdyolarına soktu. Grup, altı haftada albümü kaydetti. Kapakta, kan gölünün içinde duran bir balyoz vardı ve grubun ilk albümü -Kill ‘Em All- 1983 Temmuz’unda piyasaya çıktı. Basın vee eleştirmenlerin bazıları, tarzın çok değersiz bir örneği olarak baktı ama mutlaka bir tepki aldı. Albümün ruhu, inanılmaz süratinde ve durdurulamayan gücündeydi. Çoğu parça -No Life- demosundan alınmıştı ama yeniden uyarlanmış ve güç katılmıştı içlerine. -Kill ‘Em All- 7,000 adet satmış ve bu da oldukça iyi bir rakamdı. Metal Forces gibi dergilerde 1983′e ait bütün ödülleri silip süpürmeye başlamışlardı. En iyi grup seçildiler. -Kill ‘Em All- ile en iyi albüm ödülünü aldılar. Kirk Hammett, en iyi gitarist ödülünü aldı. Albümden çıkan ilk 45′lik ‘Jump In The Fire’ oldu. İsviçre, Zürih’teki Volkshaus’da, Ocak 1984′te verdikleri ilk yabancı ülke konseri, Venom’un Seven Dates Of Hell turnesinde açılış grubu olarak çalmaları ile gerçekleşti. Seven Dates Of Hell turnesinin sonunda, turneyi izleyen herkesin paylaştığı ortak görüş, Metallica’nın, as grup olan Venom’ı ezdiği idi. Bunun nedeni, Venom’un yaptığı albümlerle trash geleneğinin öncüsü olmasına rağmen, sahnede profesyonel ve başarılı bir performans kalitesine ulaşamamış olması idi. -Ride The Lightning-, Avrupa’da Music For Nations etiketi ile 27 Temmuz 1984′te piyasaya çıktı ve İngiltere albümler listesine, ertesi ay 87 numaradan girdi. Albüm’de kadro Hetfield, Burton, Hammett ve Ulrich’ti. Amerika’da ise, Megaforce etiketi ile raflara girdi ve Johnny Z’nin deyimi ile ‘doğdu’. Ancak albümün mix’i yine aceleye gelmişti. Metallica, ikinci albümü ile ‘Yok Satmak’ deyimiyle hemen tanıştı. Açılış parçası ‘Fight Fire With Fire’, ‘Trapped Under Ice’ ve Creping Death, yakıcı bir süratle, grubun temiz bir şekilde yeteneklerini sergileyebileceklerini ispat ediyordu. -Ride The Lightning-, Amerika’da 75.000 sattı. Bu indie bir şirket için rastlanmamış bir şeydi, inanılmazdı. Elektra, -Ride The Lightning-i Amerika’da yeniden piyasaya sürmek için paketlerken, Metallica 20 günlük bir tanıtım turnesi için Avrupa’ya geçti. Music For Nations, ‘Creeping Death’i 23 Kasım’da EP olarak piyasaya sürdü. Metallica 17 Ağustos 85′te Leicestershire’daki Castle Donington’da yapılacak olan altıncı Monsters Of Rock festivaline hazırlanmak için İngiltere’ye uçtu. Amerika’da barlarda verdikleri konserlerdeki kalabalığa alışmış grup, ilk kez 50.000 kişilik bir seyircinin karşısına çıkacaktı. Donington konseri, onların basit bir trash grubu ve küçük işlere uygun oldukları yolundaki iddiaların zincirini kırdı ve Metallica, kendini kalabalığa kabul ettirdi. Çok olumlu tepki aldılar. Eylül’den 26 Aralık’a kadar, üzerinde çalıştıkları 8 parça ile oluşturdukları -Master Of Puppets- Şubat 1986′da piyasaya çıktı. Metallica; -Master Of Puppets- ile metal akımının merkezine biraz daha yakınlaşmıştı ve eleştirilere göre bu albüm, Metallica’nın thrash eğiliminin tabutuna çakılan son çiviydi. -Master Of Puppets-ın piyasaya çıkışı, Metallica’nın bir indie grubu olarak geçirdiği günlerle olan son bağlarını da koparıyordu. Music For Nations ile olan kontratları, albümün çıkışı ile yenilenmişti ve Q-Prime herşeyini daha büyük hesaplara göre düzenlemişti bile. -Master Of Puppets-, Amerika’da, Michael Wagener tarafından yeniden mix’lenince, o güne kadar yaptıkları en iyi çalışma haline getirilmiş oldu. Hem listelere 41 numaradan girdiği İngiltere’de, hem de ilk otuz içinde yeraldığı Amerika’da altın plak kazandı. Albümde Orion isminde enstrumental mükemmel bir parça vardı. Bu arada, 26 Temmuz’da Hetfield, Indiana, Evansville’deki konser öncesi kaykaydan düşüp bilğini kırdı. Tüm aksilikler bir yana, grubun başarısı günden güne artıyordu. Amerika’daki etkileyici permormansı ile Master Of Puppets’ın satışı 500.000′i geçmişti. Gerçi Amerika’da hala glam akımı hakimdi. Fakat Metallica önderliğinde, Antrax, Slayer ve Megadeth gibi metal’in daha sert grupları, pazarda ciddi bir pay kapmaya başlamışlardı. 10 Eylül’de grup yenide yollara düştü. Eski dostları Antrax’la birlikte başladıkları Avrupa turnesine Newcastle, Birmingham ve Londra’da devam ettiler. Ancak 21 Eylül’deki Hammersmith Odeon konseri, Metallica’nın bu kadrosu ile İngiltere’de verdiği son konseri olacaktı. İngiltere turnesinin zaferi henüz tazeyken Metallica, İskandinavya’ya yönelmişti. Lars’ın şehri Kopenhag’a giderlerken, tur otobüsleri, küçük bir Danimarka kasabası olan Ljungby yakınlarında, buzlanan yolda kaymış ve şarampole yuvarlanmıştı. Otobüstekilerin çoğu hafif yaralar, ezik ve sıyrıklarla kurtulurken Cliff Burton, henüz 24 yaşındayken, orada ölmüştü. İlk tepkileri şu olmuştu: Devam etmeye gerek kalmadı. Çünkü ekip bozuldu, büyü dağıldı. Sonunda Metallica yola devam kararı aldı. Led Zeppelin’in aksine, Metallica ‘Cliff de olsa böyle olmasını isterdi’ gürültüleri arasında yenide işe koyuldu. Katıksız bir çıkarcılıkla çalışan menajerler Mensch ve Burnstein’ın baskıları ile turnenin geri kalanı yeniden düzenlendi ve Cliff’in zamansız ölümü bir kenara atılıverdi. Bu ölüm bir kazaydı ancak Mensch ve Burnstein, bu tip rock trajedilerine hiç de yabancı değillerdi. AC/DC ve Def Leppard grupları da Q-Prime ‘ın şemsiyesi altındaydı ve şirket, bu olaylarla parasına para katmıştı. Metallica, Flotsam